TÜRKÇE ENGLISH
 

REACH DANIŞMANLIĞI

Boyatürk Dergisi - 2011 Ekim-Kasım Sayısı 

Uçucu organik bileşenler terimi temelde, kategori olarak, ortam (dış ortam) havasındaki fotokimyasal reaksiyonlara katkıda bulunan karbon içeren bileşenleri işaret eder. Boyama faaliyetleri, petrol rafinerileri, solvent temizliği, yakıt depolama ve yükleme işlemleri gibi pek çok farklı kaynaktan ortaya çıkabilirler. Bu tür kimyasallar dünya üzerinde, troposferik ozon ve duman bulutlarını kontrol altında tutmak amacıyla yasal denetim altına alınmıştır.

Bir tür olarak, VOC’ler iç ortam kirleticileri içinde en yaygın olanlardır. Uzun vadede VOC konsantrasyonları, tipik olarak 50’den 1000 μg/m³’e kadar geniş bir aralıkta gözlemlenmekte ve birkaç dakikadan saatlere kadar ölçülen sürelerde de yüzlerce mg/m³’e varan oranları bulabilmektedir.

Düşük/ azaltılmış VOC tam olarak ne anlama gelmektedir?
Düşük VOC’li boyama sistemleri, yüksek solvent (VOC) içeren geleneksel boyama sistemlerine göre daha düşük seviyede (VOC) solvent içeriğine sahip boyama sistemleridir. 2004/42 sayılı A.B. direktifine göre VOC’lerin tanımı şu şekildedir: “Uçucu organik bileşen (VOC), 101,3 kPa’lık standart basınç altında ölçülmüş, 250°C’nin altında veya buna eşit bir başlangıç kaynama noktasına sahip her türlü organik bileşen anlamına gelir. Uçucu organik bileşenler yer seviyesi ozonu oluşumuna dahil olan bileşen kategorilerinden biridir.

VOC boyama sistemlerinde katı boya partikülleri için taşıyıcı olarak kullanılan solvent miktarı, VOC olmayan farklı tipteki taşıyıcılar kullanılarak kayda değer oranlarda azaltılmış veya tamamen değiştirilmiştir (ör: su); dolayısıyla da ‘su bazlı’ terimi bu tür değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, bu durum VOC’lerin atmosfere salınımından kaynaklanan sağlık ve çevre risklerini azaltmaktadır. Düşük VOC’li bir boya, tam olarak konvansiyonel boyalar gibi iş görebilecek şekilde tasarlanmaktadır.

Ozon- sağlık etkileri

İnsanlar günümüzde zamanlarının çoğunu ev veya ofis ortamında geçirdiklerinden, VOC’lere kapalı ortamlarda uzun dönemli maruziyet, bina sendromu adı verilen rahatsızlığı tetiklemektedir. VOC’ler ofislerde, yeni mobilyalar, duvar kaplamaları ve ortam havasına VOC içeren gaz salınımına neden olan fotokopi makinesi gibi ofis donanımlarından kaynaklanmaktadır. İyi havalandırma ve klima sistemleri kapalı ortamlardaki VOC emisyonlarının düşürülmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan çalışmalar, kapalı ortamlarda VOC’lere uzun süreli maruziyetin lösemi ve lenfomda artışa neden olduğunu göstermektedir. Ozonun aşırı konsantrasyonlarının, A.B.’de her yıl binlerce insanda hastalık ve ölümlerin artmasına yol açtığı düşünülmektedir. Ozon, insanların solunumla ilgili sorunlardan dolayı tedavi görmesinin sorumlusu olduğu gibi göğüs ağrısı, öksürük, gırtlak tahrişi ve akciğer fonksiyonlarında yavaşlama gibi birçok sağlık probleminin artmasına neden olmaktadır.*

VOC kaynaklı çevresel kaygılar

Çevreye karışmış olan VOC’ler toprağa ve yeryüzü sularına bulaşabilir hale gelirler. Havaya karışan VOC buharları da hava kirliliği artışına katkıda bulunur. Fotokimyasal sis ise, hava partikülleri ve yer seviyesi ozonu salınımına yol açan; güneş ışığı, azot oksitleri ve VOC’ler arasında atmosferde ortaya çıkan bir kimyasal reaksiyon olup, yapraklı bitkilere zarar verebilir, solunum sistemini tahriş eder ve yeryüzü üzerinde oluşan bir pus görüntüsüne sahiptir.

REACH DANIŞMANLIĞI

*Referans: Avrupa Çevre Ajansı


Türkiye’de VOC Direktifleri Uyumlaştırma Çalışmaları

A.B.’de asıl VOC Solvent Emisyonları Direktifi (Organik solventlerin belli faaliyet ve kuruluşlarda kullanımından kaynaklanan uçucu organik bileşen emisyonlarının kontrolüne dair 1999/13/EC sayılı, 11 Mart 1999 tarihli Avrupa Konseyi Direktifi) 2004/42/EC sayılı Boya Direktifi’nin 13. Maddesi ile tadil edilmiştir. Öte yandan, A.B. katılım sürecine bağlı olarak Türkiye, bir uyum ve uyumlaştırma programı çerçevesinde yukarıda bahsedilen mevzuatı uygulama aşamasına gelmiştir. Uyumlaştırma konuları hakkındaki her türlü projenin uygulanmasında yetkili merci Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olacaktır.

Uyumlaştırma ve Uygulama Projesi:

2004/42/EC sayılı direktif ve 1999/13/EC sayılı direktiflerin uyumlaştırılması ve uygulamasına yönelik çalışmalar ilgili kurum ve kuruluşların katılımı ile yapılacaktır. Konuyla ilgili yol haritasının başlıca konu başlıkları şöyle sıralanabilir: İlgili sanayi tesislerinin belirlenmesi, yönetmeliğin hazırlanması, Tehlikeli maddelerin direktif hükümlerine göre yer değişimi, etkin yaptırım ve izleme sisteminin kurulması, halkın izin süreci ile ilgili bilgiye erişiminin sağlanması ve mevcut tesislere hükümlerin uygulanması, belirlenen sınır değerlerin uygulanması, tam uygulama.

Sonuçta, bu konuda yürütülecek çalışmalarda değerlendirilmek üzere 2004/42/EC sayılı direktifte yer alan boya standartları ile ülkemizde tüketilen/üretilen boya standartlarının uyumlaştırılması konusunda çalışmaların yürütülmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Önceliklendirilecek başlıca konularsa; emisyonları en az düzeye indirecek uygulamalar ve teknikler konusundaki gelişmelerin takip edilmesi, kullanılan boyaların çözücü oranlarının azaltılması veya mümkün olduğunda organik çözücü içermeyen boyalara geçiş, kullanılan uçucu organik bileşiklerin insan sağlığı ve çevreye yönelik zararlı etkilerini, mevzuat hükümlerine uygun olarak en aza indirecek çalışmaların yapılması, Çevre Mevzuatı gereği gerekli izinlerin alınması olarak sayılabilir.

1999/13/EC ve 2004/42/EC Direktifleri için tahmin edilen uyumlaştırma ve uygulama tarihleri sırasıyla 2013 ve 2015 olacaktır. Bu tarihler tam olarak, “endüstriyel uçucu organik bileşen emisyonlarının kontrolü” hakkındaki IPA projesini takiben ilgili sektörlerle eşgüdüm içinde tespit edilecektir. Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Programı’nın “Geçiş Dönemi Desteği ve Kurumsal Yapılanma” kapsamında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Çevre Alanında Kapasite Geliştirme Projesi” çerçevesinde, özellikle de boya sektörü için“Sektörel Etki Analizi” kapsamındaki çalışmalara gereken önem verilmektedir.

Projenin 2012 yılının dördüncü çeyreği itibarıyla tamamlanması öngörülmekte olup, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı teknik personelinin direktiflerin uygulamaları ve teknik konularda bilgilendirilmesi, paydaşların bilgilendirilmesi (Kurum ve Kuruluşlar), üye ülkelerde emisyon azaltım teknikleri ve sınır değerlere uyum konusunda yapılan çalışmaların incelenmesi ve Solvent yönetim planları ve solventlerin yer değişimi konularında bilgi birikiminin arttırılması temel hedefleri oluşturacaktır.

 

 

Gürhan Varlık

A.B. Kimyasal Mevzuat Danışmanı

CRAD Çevre Risk Analiz Denetim ve Eğitim Hizmt.Ltd.Şti.